27 Eylül 2012 Perşembe

İlmihal Soru Cevap

S  1-  Hades-i asgar ve hades-i ekber nedir?
C 1 - Abdest almaya Hades-i asgar , gusletmeye de hades-i ekber denir.


S 2 - Guslü gerektiren sebepler nelerdir?
C 2 - Cünüplük, hayız ve nifas halleri guslü gerektiren üç temel sebeptir.


S 3 - Ağır kaldırma, düşme, hastalık gibi sebeplerle meninin gelmesi cünüplük sebebi sayılır mı?
C 3 - Şâfiîler hariç fakihlerin çoğunluğu, cünüplük için meninin şehvetle gelmesini şart gördüklerinden cünüplük sebebi sayılmaz.


S 4 - Gusulde örgülü saçın çözülmeden sadece diplerine suyun ulaştırılması yeterli olur mu?
C 4 - Örgülü saçın çözülmesi şart olmayıp sadece diplerine suyun ulaştırılması yeterli olur.


S 5 - Boy abdesti alan kimsenin vücudunda iğnenin deliği kadar kuru yer kalmaması gerekir Diş dolgusu ve kaplama, ayrıca deri üzerinde olup suyun deriyle temasını önleyen ve izâlesinde de güçlük bulunan boya ve benzeri maddelerin hükmü nedir?
C 5 - Boya, hamur gibi maddeler guslün sıhhatine engel olmaz. Diş dolgu ve kaplaması da böyledir.


S 6 - Teyemmümü mubah hale getiren bir mazeret sebebiyle teyemmüm yapılmış da bu mazeret hali ortadan kalkmışsa, teyemmüm bozulmuş olur mu?
C 6 - Hastalık, tehlike, şiddetli soğuk, suyu elde edecek araç ve gerecin yokluğu gibi teyemmümü mubah hale getiren bir mazeret sebebiyle teyemmüm yapılmış da bu mazeret hali ortadan kalkmışsa, teyemmüm bozulmuş olur.


S 7 - Vakit çıkmamışsa kılınan namazın iadesi gerekir mi?
C 7 - Vakit çıkmamış bile olsa kılınan namazın iadesi gerekmez. Şâfiîler bu durumda iadeyi gerekli görür. Namaz vakti çıktıktan sonra ise iadenin gerekmediğinde görüş birliği vardır.

S 8 - Hayız, nifas ve istihâze ne demektir?
C 8 - Yetişkin bir kadının cinsel organından üç türlü kan gelir. Birincisi yaratılışları gereği belirli yaşlar arasında ve belirli periyotlarla gelen hayız kanıdır. İkincisi doğumdan sonra belirli bir süre gelen nifas (loğusalık) kanıdır. Üçüncüsü ise bu ikisi dışında kalan ve genelde bir hastalıktan kaynaklanan istihâze (özür) kanıdır.

S 9 - Adetin süresi ne kadardır?
C 9 - Hanefî mezhebine göre âdetin en az süresi 3, en uzun süresi 10 gündür. İki âdet arasında kalan  en az temizlik süresi de 15 gündür.


S12 - li-aynihî vâcip ve li-gayrihî vâcip namazlar hangileridir?
C12 - Vitir namazı, Ramazan ve Kurban bayramı namazları, her ne kadar namaz olmayıp bir secdeden ibaret olsa da Tilâvet secdesi  Ayrıca çoğunluk tarafından sünnet kabul edilmekle          birlikte, bazı Hanefîler'in vâcip saydıkları küsûf namazı da (güneş tutulduğunda kılınan namaz)  li-aynihî vâcip namazlardır.
Nezir namazı, sehiv secdesi ve ifsat edilen nâfile namazın kazâsı li-gayrihî vâcip namazlardır.

S13 - Revâtib ve Regaib sünnetler nelerdir
C13 - Vakit namazları yanında düzenli olarak kılınan sünnetleri (revâtib) ifade etmekte, nâfile namazlar ise düzenli olmayarak çeşitli vesilelerle Allah'a yakınlaşmak ve sevap kazanmak           maksadıyla ayrıca kılınan namazları (regaib) ifade etmektedir.

S14 - Şurûtü's-salât Erkânü's-salât nedir?
C14 - Namazın şartlarına Şurûtü's-salât , namazın rükünlerine de Erkânü's-salât denir

S15 - Hurûc bi sun‘ih ne demektir?
C15 - Kişinin kendi isteği ve fiili ile namazdan çıkmasıdır Ebû Hanîfe'ye göre bir rükündür.

S16 - Erkek ve kadının avret mahalli neresidir?
C16 - Erkek için avret, yani örtülmesi gereken yerler, göbek ile diz kapağının arasıdır. Bu konuda  biraz daha ihtiyatlı davranan Hanefîler diz kapaklarını da avret olarak kabul ederken, diğer üç        mezhep, diz kapaklarını avret saymazlar.  Kadın için avret, yüz, el ve ayak dışındaki bütün vücuttur. Onlar, yüzlerini namazda örtmedikleri gibi, ellerini ve ayaklarını da açık bulundurabilirler. Saçlarıyla beraber başları, bacakları ve kolları örtülü bulunur.

S17 - Kıbleden sapmanın azami ölçüsü ne kadardır?
C17 - Kâbe'nin bulunduğu noktadan 45 derece sağa ve sola sapmalar kıbleden sapma sayılmaz. Sapma  derecesi daha fazla olursa "kıbleye yönelme" şartı aksamış olur. 

S18 - Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimse, soracak birini bulamadığı takdirde kanaat getirdiği  tarafa yönelerek namazını kılar. Namazı kıldıktan sonra kıblenin kendi yöneldiği tarafta olmadığı  ortaya çıkarsa ne yapar?
C18 - Namazı kıldıktan sonra kıblenin kendi yöneldiği tarafta olmadığı ortaya çıksa bile, kendisi bu yöne  ictihad ederek, yani birtakım alâmetlere dayanarak bu sonuca ulaştığı için, namazı yeniden kılması  gerekmez. Fakat namaz esnasında kıble yönünü anlaması halinde, namazını bozmadan o tarafa yönelir ve namazını tamamlar.

S19 - İki kişi kıble cihetini araştırsa ve her biri ayrı bir yönün kıble olduğuna kanaat getirse, ne yaparlar?
C19 - Bu durumda bunlar birbirlerine uyarak cemaatle namaz kılamazlar. Her biri kendi tesbit ettiği kıbleye dönerek ayrı ayrı namazlarını kılarlar.

S20 - Beyâz-ı müsta‘razî nedir?
C20 - Sabaha karşı doğu ufkunda tan yeri boyunca genişleyerek yayılan bir aydınlık oluşur Bu ikinci fecre fıkıh literatüründe "enlemesine beyazlık" anlamında "beyâz-ı müsta‘razî"(Fecri sadık) denilir.

S21 - Fecr-i kâzib nedir?
C21 - Sabaha karşı doğuda tan yerinde ufuktan göğe doğru dikey olarak yükselen, piramit şeklinde, akçıl  ve donuk bir beyazlıktır. (birinci fecir)

S22 – İsfâr, Taglis ve İbrâd ne demektir?
C22 - Sabah namazının ortalık aydınlandıktan sonra kılınmasına isfâr denir müstehaptır. Sadece kurban bayramının ilk günü Müzdelife'de bulunan hacıların o günün sabah namazını, ikinci            fecir doğar doğmaz, ortalık henüz karanlıkça iken kılmaları daha faziletlidir buna taglis denir. Diğer üç mezhebe göre ise, sabah namazını her zaman bu şekilde erken kılmak daha faziletlidir.
Sıcak bölgelerde, yazın öğle namazını geciktirip serinlikte kılmak efdaldir buna da ibrâd denir

S23 - Fey-i zevâl neye denir?
C23 - Yere dikilen çıtanın güneş tam tepedeyken yere düşen gölgesinin uzunluğuna fey-i zevâl denir.

S24 – Zeval vakti, Asr-ı evvel ve asr-ı sânî ne demektir?
C24 - Güneşin tepe noktasındaki anına zeval vakti denir., Güneş tam tepedeyken eşyanın yere düşen gölge uzunluğu (fey-i zevâl) hariç, her şeyin gölgesi kendisinin bir misline çıktığı zamana          "asr-ı evvel" denir.  Her şeyin gölgesi (fey-i zevâl) hariç, kendisinin iki misline ulaştığı zamana asr-ı sânî denir

S25 - Örfî gündüz ve şer‘î gündüz nedir?
C25 - Normalde gündüz denilince, güneşin doğmasından batmasına kadar olan süre anlaşılır ki  buna örfi gündüz denir.  fecr-i sâdıktan güneşin batmasına kadar olan süreye ise şer‘î gündüz denir.

S26 - İstivâ vakti ne zamandır?
C26 - Tam zeval vaktine, gündüzün bu ana kadar geçen süresi ile geri kalan süresinin birbirine eşitliği  anlamına gelmek üzere "istivâ vakti" denir ki, güneş sanki herkesin başının üzerindeymiş gibi görünür. İşte namaz kılmanın câiz olmadığı vakit bu andır. Diğer görüşe göre ise, bu hususta şer‘î  gündüz esas alınır. Şer‘î gündüzde ise, gündüz güneşin doğması ile değil, fecr-i sâdıkın doğması ile başladığı için istivâ vakti, zeval vaktinden biraz önceye denk gelir. Bu bakışa göre kerahet vakti, istivâ vakti ile zeval vakti arasındaki süredir.

S27 – İkindi namazının vakti ne zamandır?
C27 - Ebû Hanîfe'ye göre her şeyin gölge uzunluğu, kendi uzunluğunun iki katına çıktığı andan asr-ı sânî) itibaren, diğerlerine göre ise bir katına çaktığı andan (asr-ı evvel) itibaren başlar.  Güneşin batmasına kadar devam eder.

S28 - Hiçbir namazın kılınamayacağı mekruh vakitler hangileridir?
C28 -
1. Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan zaman şürûk zamanıdır ki bu da yaklaşık 40-45  dakikadır.


2. Güneşin tam tepe noktasında olduğu zaman (vakt-i istivâ). 

3. Güneşin batma zamanı (gurûb). Gurup vakti, güneşin sararıp veya kızarıp artık gözleri kırpıştırmadan rahatlıkla bakılacak hale geldiği vakittir. Bu vakitte sadece, o günün ikindi namazının farzı kılınabilir.

S29 - Nâfile namaz kılmanın mekruh olduğu vakitler hangileridir?

C29 -
1. Fecrin doğmasından sonra sabah namazının sünneti dışında nâfile namaz kılınmaz. 


2. Sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar, 

3. İkindi namazını kıldıktan sonra güneş batıncaya kadar, 

4. Akşam namazının farzından önce, 

5. Bayram namazlarından önce, ne evde ne camide, 

6. Bayram namazlarından sonra, camide, 

7. Arafat ve Müzdelife cem‘leri arasında, 

8. Farz namazın vaktinin daralması durumunda, 

9. Farza durulmak üzere kamet getirilirken (Sabah namazının sünneti bundan müstesnadır). 

10. Cuma günü hatibin minbere çıkmasından cuma namazı bitene kadar nâfile namaz kılınmaz.

S30 -  İftitah tekbiri cümlesinde "Allah" kelimesinin ilk harfi olan A harfini uzatarak "Âllah" yahut "Aallah"  veya “Eallah” diye tekrarlayarak okunursa ne olur?
C30 - Bu şekilde okumak mânayı bozacağı için, farz yerine getirilmemiştir ve namaz geçersiz olur.

S31 - İmama uymak üzere alınan iftitah tekbirinin tamamen kıyam halinde alınmasının hükmü nedir?
C31 - Buna göre, rükû halinde bulunan imama uyacak olan kimse, kıyam halinde Allah deyip, ekber lafzını rükûa vardıktan sonra diyecek olsa, imama uyması sahih olmaz.

S32 - Ayakta durmaya gücü yettiği halde oturarak da namaz kılınabilir mi?
C32 - Nâfile namazlarda kişi, ayakta durmaya gücü yettiği halde oturarak da namaz kılabilir. Çünkü Kıyam; Farz ve vâcip namazlarda ve Hanefî mezhebinde benimsenen görüşe göre sabah namazının  sünnetinde bir rükündür.

S33 – Namazlarda kıratın hükmü nedir?
C33 - Kıraat nâfile namazların, vitir namazının ve iki rek‘atlı namazların bütün rek‘atlarında, dört veya üç  rek‘atlı farz namazların ise herhangi iki rek‘atında olması farzdır. Kıraatin ilk iki rek‘atta olması ise vâciptir. İkinci rek‘attan sonraki rek‘at veya rek‘atlarda Fâtiha sûresini okumak Hanefî imamlardan yapılan bir rivayete göre vâcip, diğer bir rivayete göre ise sünnettir.

S34 - Gizli ve Açık Okumanın Ölçüsü nedir?
C34 - Açıktan okumanın alt sınırı, bir başkasının işitebileceği derecede yüksek sesle okumak şeklinde, gizli okumanın üst sınırı ise en fazla kendi işiteceği şekilde okumaktır.

S35 - tuma'nîne, kavme, celse ne demektir hükmü nedir?
C35 - Rükû duruşunda ve secde duruşunda bir müddet beklemek (tuma'nîne). rükûdan doğrulup, secdeye varmadan önce uzuvları sakin oluncaya değin bir süre kıyam vaziyetinde beklemek           (kavme). iki secde arasındaki oturuşa celse denir. Bunlar ta‘dîl-i erkânın birer parçası olduğundan, Ebû Yûsuf'a ve Hanefî mezhebi dışındaki üç mezhebe göre farzdır. Ebû Hanîfe ve Muhammed'e göre ise vâciptir. Kavme ve celse namazın sünnetlerinde yer alır. Bu tume'nîne, kavme ve celse süresinin asgari ölçüsü "sübhânellâhi'l-azîm" diyecek kadar durmaktır.

S36 - Namazın vâcipleri nelerdir?
C36 - Ta‘dîl-i Erkân  ve Namazdan Kendi Fiili ile Çıkmak çoğunluğa göre rükündur Hanefi de vaciptir.

1. Namaza "Allahüekber" sözüyle başlamak. Bu, çoğunluğa göre farzdır. 

2. Nafile ve vacip namazların her rek‘atında, farz namazların ilk iki rek’atında Fâtiha sûresini okumak. Bu, çoğunluğa göre farzdır. 

3. Farz namazların ilk iki rek‘atında, vâcip ve nâfile namazların her rek‘atında Fâtiha'dan sonra, zamm-ı sûre okumak. Çoğunluğa göre sünnettir. 

4. Farz olan kıraati ilk iki rek‘atta yerine getirmek.

5. Fâtiha'yı, eklenecek sûreden önce okumak. 

6. kıraati gizli okumak gerektiğinde gizli açık okumak gerektiğinde açık okumak 

8. Secdede alın ile birlikte burnu da yere koymak. 

9. Üç ve dört rek‘atlı namazlarda ikinci rek‘atın sonunda oturmak (ka‘de-i ûlâ = ilk oturuş). 

10. Namazların gerek ilk, gerekse son oturuşunda teşehhütte bulunmak, yani Tahiyyât'ı okumak. 

11. Namazın sonunda sağ ve sol tarafa selâm vermek (“es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah”

cümlesinin "es-Selâm" kısmını söylemek vâcip, "aleyküm ve rahmetullah" kısmını söylemek ise  sünnettir). 

12. Farzların sırasına riayet etmek (kıyamdan sonra rükû ve iki secdeyi peş peşe yapmak gibi). 

13. Farz olan fiili geciktirmemek. Meselâ, birinci oturuşta Tahiyyât'ı okuduktan sonra, "Allahümme salli alâ Muhammed" diyecek kadar bir süre bekledikten sonra üçüncü rek‘ata kalkılacak olursa farz geciktirilmiş sayılır ve sehiv secdesi gerekir. 

14. Vitir namazında Kunut duası okumak Ebû Hanîfe'ye göre vâcip, İmâmeyn’e (Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed) göre sünnettir. 

15. Ramazan ve kurban bayramı namazlarının her iki rek‘atında ilâve (zâit) üçer tekbir almak  (bayram namazının ikinci rek‘atında rükûa giderken tekbir almak da vâciptir. İkinci rek‘atta  getirilen ilâve tekbirler rükûdan hemen önce olduğu için bu rek‘atta rükûa giderken alınan tekbir  de vâcip sayılmıştır). 

16. Sehiv secdesi yapılmasını gerektiren bir fiilde bulunulmuşsa sehiv secdesi yapmak 

18. Namazdayken secde âyeti okunmuşsa tilâvet secdesi yapmak 

S37 - İtimat,  irsâl, tesmî, tahmîd, teavvüz,  ne demektir?
C37 - İftitah tekbirinin hemen ardından el bağlamak (itimat). Bayram tekbirlerinin arasında elleri yanasalıvermek (irsâl). Rükûdan doğrulurken "Semiallahü limen hamideh" demek (tesmî‘)."Semiallahü limen hamideh" dedikten sonra, "Rabbenâ leke'l-hamd" veya "Allahümme rabbenâ leke'l-hamd" demek (tahmîd). Denir. ilk rek‘atta ve Sübhâneke’den sonra Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm demek (teavvüz).

S38 - Tıvâl-i mufassal  nedir?
C38 - Uzun sûreler, tıvâl-i mufassal olarak anılır. Hucurât sûresi ile Bürûc sûresi arasındaki sûreler bu  grupta yer alır.

S39 - Evsât-ı mufassal nedir?
C39- Orta uzunluktaki sûrelere de evsât-ı mufassal denir. Bürûc sûresi ile Beyyine sûresi arasındaki  sûreler bu grupta yer alır.

S40 - Kısâr-ı mufassal nedir
C40 - Kısa sûreler ise, kısâr-ı mufassal diye anılır. Bunlar Beyyine sûresinden Nâs sûresine kadar olan   sûrelerdir.

S41 - Yanılarak veya yanlışlıkla namazda konuşmak namazı bozarmı?
C41 - Namazda gerek bilerek gerekse yanılarak veya yanlışlıkla konuşmak namazı bozar. Hz. Peygamber'in ismi anıldığında salavat getiren kimsenin de namazı bozulur. cevap kastıyla  Kur'an'dan bir âyeti okumak da insanlarla konuşma kapsamına gireceği için namazı bozar.

S42 - Tenahnuh nedemektir hükmü nedir?
C42 - Boğazı hırıldatmaktır. Özürsüz olarak tenahnuh etmek namazı bozar. Ancak sesindeki hırıltıyı giderip sesi güzelleştirmek, namazı bozmaz.

S43 - Namazda öksürmenin hükmü nedir?
C43 - Özürsüz olarak öksürmek veya öksürmeye çalışmak namazı bozar. Ancak herhangi bir zorlama olmaksızın doğal olarak öksürmek veya namazda olduğunu anlatmak ve yanlış okuyan imamı  uyarmak için öksürmek namazı bozmaz.

S44 -  Birinci oturuşu, son oturuş zannederek selâm veren ne yapar
C44 -  Birinci oturuşu, son oturuş zannederek selâm vermek namazı ifsat etmeyip sadece sehiv secdesi  yapmayı gerektirir ise de, kıldığı öğle namazını cuma namazı veya yatsı namazını teravih zannederek (veya kendisini seferî zannederek) selâm vermek, namazı kesmek kastı taşıdığı için  namazı bozar.

S45 -Teressül veya irtisâl ve hadır neye denir?
C45 - Ezan okunurken her cümle arasında biraz bekleme yapılır ve ikinci cümlelerde ses biraz daha yükseltilir. Buna teressül veya irtisâl denilir. Kamet ise duraklama yapmaksızın seri okunur. Buna  da "hadır" denilir.

S46 - Muhâzâtü'n-nisâ ne demektir?
C46 - Kadınların cemaatle namazdaki saf düzeni ve erkeklerde aynı safta veya hizada olması, ilmihallerde "muhâzâtü'n-nisâ" terimiyle ifade edilir.

S47 - Cemaat kaç kişiden oluşur?
C47 - Cemaatin en az sayısı imam ve ona uyan olmak üzere iki kişidir. Hatta uyan kişi çocuk da olabilir.

S48 - Cemaatte saf düzeni nasıldır?
C48 - İmama uyacak kişi sadece bir erkek ise imamın sağına durur. Birden çok iseler imamın arkasına dururlar. Tek kadın ise imamın arkasına durur. Cemaat çoksa önce erkekler safı, onun arkasında çocuklar safı ve onun arkasında kadınlar safı olacak şekilde yapılır.

S49 - Muktedî, müdrik, lâhik, mesbûk nedir?
C49 - İmama uyan kişiye muktedî, namazı tamamen imamla birlikte kılan kimseye müdrik, İmamla birlikte namaza başlamasına rağmen, namaz esnasında başına gelen bir durum sebebiyle namaza ara vermek zorunda kalan ve bu sebeple namazın bir kısmını imamla birlikte kılamayan kimseye lâhik, İmama namazın başında değil, birinci rek‘atın rükûundan sonra, ikinci, üçüncü veya dördüncü rek‘atlarda uyan kimseye mesbûk denir. Son rek‘atın rükûundan sonra imama uyan kimse  bütün rek‘atları kaçırmış olur.

S50 - Cemaate Gitmemek İçin Mazeret Sayılan Haller nelerdir?
C50 - Hastalık, Korku, Olumsuz hava şartları, Abdestin sıkışık durumda olması, Farz olan ilmî araştırma ve eğitim öğretimle meşguliyet, Bedenî ârızalar.

S51 - Müdrik, Lahik, Mesbuk ne demektir?
C51 - Namazı tamamen imamla birlikte kılan kimseye müdrik denir. İmamla birlikte namaza başlamasına rağmen, namaz esnasında başına gelen bir durum sebebiyle namaza ara vermek zorunda kalan ve bu sebeple namazın bir kısmını imamla birlikte kılamayan kimseye lâhik denir. İmama namazın başında değil, birinci rek‘atın rükûundan sonra, ikinci, üçüncü veya dördüncü rek‘atlarda uyan kimseye mesbûk denir.

S52 - Cuma Namazının Vücûb Şartları nelerdir?
C52 - Erkek olmak, mazeretsiz olmak (Hastalık, kör veya kötürüm, uygun olmayan hava ve yol şartları,Korku). Hürriyet. İkamet

S53 - Cuma Namazının Sıhhat Şartları nelerdir?
C53 - Vakit, Cemaat, şehir, cami, izin, hutbe

S54 - Hutbenin şartları nelerdir?

C54 - 1. Vakit içinde okunması. 2. Namazdan önce olması. 3. Hutbe niyetiyle okunması. 4. Cemaatin  huzurunda irad edilmesi. 5. Hutbe ile namaz arasının, yiyip içmek gibi namaz ve hutbe ile  bağdaşmayan bir şeyle kesilip ayrılmaması.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder